Sanatçılar ortak bildiri yayınladı : Korkmuyoruz, reddediyoruz « Kocaeli Gerçek

SON DAKİKA

Akşener’den ‘Evine dön’ çağrısına ilk cevap: Sayın Erdoğan ortağınızı üzerimize saldırmaktan alın

3. SAYFA, DÜNYA, EĞİTİM, EKONOMİ, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, MAGAZİN, OTOMOBİL, SAĞLIK, SİYASET

Bahçeli“Pensilvanya’nın ileri karakolu” Dediği İyi Parti’ye “Evine(MHP) dön”Dedi…

3. SAYFA, DÜNYA, EĞİTİM, EKONOMİ, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, MAGAZİN, OTOMOBİL, SAĞLIK, SİYASET, TEKNOLOJİ, YEREL HABERLER

Adli Tıp Kurumu’ndan ölüm orucundaki avukatlar için rapor: Cezaevinde kalamaları uygun değildir.

BİYOGRAFİ, DÜNYA, EĞİTİM, EKONOMİ, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, SAĞLIK, SİYASET

CHP’nin İktidar Kurultayında”İkinci yüzyıla çağrı beyannamesi” oybirliği ile kabul edildi.

3. SAYFA, DÜNYA, EĞİTİM, EKONOMİ, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT, MAGAZİN, OTOMOBİL, SAĞLIK, SİYASET, SPOR, TEKNOLOJİ, YEREL HABERLER

Sanatçılar ortak bildiri yayınladı : Korkmuyoruz, reddediyoruz

Bu biyografi 17 Temmuz 2020 - 14:52 'de eklendi ve 2.279 kez görüntülendi.

Müjde Ar’dan Levent Üzümcü’ye, Adnan Özyalçıner’den Ataol Behramoğlu’na, Müjdat Gezen’den Rutkay Aziz’e kadar birçok sanatçı ortak açıklama yayımladı.

Sanatçılar Girişimi çok sayıda sanatçı ve yazarın imzasıyla, ülkede yaşanan sorunlara dair bildiri yayımladı.

“Sevgili halkımıza” seslenişiyle başlayan ve her biri kendi alanında seçkin yazar, ressam, heykeltıraş, müzisyen, tiyatro ve sinema sanatçısının imzalarının yer aldığı bildiride, siyasal iktidarın çağdaşlık değerlerine karşı eylem ve girişimleri eleştirilirken, muhalefetteki güçler de daha cesur ve kararlı olmaya çağırılıyor.

Bildiri reddediyoruz@gmail.com adresinden imzaya açılarak destek talebi yenilendi.

Sanatçıların düşünceleri nedeniyle yargılandıkları vurgulanan açıklamada şunlar belirtildi:

“Sevgili halkımıza,

Sizlere, emeğini, yeteneğini, halkının ve ülkesinin hizmetine sunmuş sanatçılar olarak sesleniyoruz.

Mutluluğunuz bizim mutluluğumuz, mutsuzluğunuz bizim mutsuzluğumuzdur.

Mutlu olmadığınızı biliyoruz, görüyoruz, seziyoruz, izliyoruz.

Yaşadığımız koşullarda nasıl mutlu olunabilir ki!

Dünyayı sarsan koronavirüs belası ülkemizde de can alıyor. Daha da alacağı anlaşılıyor.

Yeterince ağır bu belayla savaşırken çarşıda, pazarda, günlük yaşamda fiyatlar el yakıyor.

İşçimiz, köylümüz, esnafımız, memurumuz, emekçimiz, çoğu dar gelirli, kimisi büsbütün gelirsiz insanımız, geçim sıkıntısıyla, işsizlikle boğuşuyor.

Bu gününü kurtarmaya çabalarken yarınlarının ne olacağı bir karabasan gibi, kâbus gibi üzerine çöküyor.

Yarın kaygısı, gençlerimizi ümitsizlik içinde kıvrandırıyor.

Deprem kuşağındaki ülkemizde, bir depremin yaraları henüz sarılamadan, yakın gelecektekilerin habercisi öncü sarsıntılar, sanki doğa da bu kötülüklerle yarışıyorcasına, ülkemizin her yerinde birbirini izliyor.

İnsan eliyle yapılan doğa katliamları güzelim ülkemizi mahvediyor.

Gelmiş geçmiş en büyük deprem felaketinin beklenmekte olduğu İstanbul’umuzun üzerinde kanal İstanbul denilen ölümcül rant kılıcı sallanıyor.

Cumhuriyetimizin değerleri alt üst edilmiş.

Monarşi hayranlığı körükleniyor.

Osmanlı İmparatorluğunun birkaç yüz yılı kapsayan aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dönemleri ve kişileri baş tacı ediliyor.

Barolar ayaklar altında.

Hukuk güvenirliğini yitirmiş.

Büyük Millet Meclisi işlevinden uzaklaştırılarak etkisizleştirilmiş.

Emekçinin kıdem tazminatı yağmalanmakta…

Sıradan ve kimileri cinayet, yaralama gibi yaşama hakkına yönelik cürümlerin sanıkları serbest bırakılırken, düşüncelerinden ötürü yargılanan aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler cezaevlerine kapatılmış.

Ölümle, sakatlanmayla sonuçlanan, bu nedenle de daha çok cinayete benzeyen iş kazalarında ve yanı sıra da annemiz, eşimiz, kızımız, kardeşimiz, sevgilimiz, canımız olan kadınlara karşı işlenen alçakça cinayetlerde, bütün dünya ülkeleri arasında korkarız ki en ön sıralardayız.

Bütün bu haksızlıklar karşısında suskun kalamayan; duyarlı insan olma gereğini, sorumluluğunu yerine getiren, her zaman halkının yanında yer almış olan sanatçılar, yazarlar, gösteri ve dinletilerin yasaklanmış olması ve yayın dünyasının geçmekte olduğu dar boğaz nedeniyle, maddi olarak da her zamankinden daha çok sıkıntı içinde kalmış durumdadır.

Özel tiyatrolar perdelerini tamamen kapatma tehdidiyle karşı karşıyadır.

Pek çok müzisyen, ressam, heykeltıraş, çağdaş sanatçımız günlük yaşamlarını sürdürme konusunda çözümsüz sorunlar yaşamaktadırlar.

Ülkesine sevgiyle, onurla, özveriyle uzun yıllardır hizmet etmiş ve etmekte olan saygın sanatçı dostlarımız, büyük bir saygısızlıkla, değer bilmezlikle, güvenirliği kalmamış yargının önüne yem gibi, kurban gibi atılıyor.

Bir zamanların çağdaş, saygın Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi de, iç politikaya yönelik iktidar söylemleri bu gerçeği ne kadar örtmeye çalışsa da, uygar dünya önünde bütün saygınlığını ve güvenirliğini yitirme tehlikesi altındadır.

Paramızın değerinin dünya pazarlarında sıfırlanmış oluşu bütün bu söylediklerimizin bir özeti ve simgesi gibidir…

Orta gelirli, hatta ortanın altında geliri olan herhangi bir Batı ülkesi yurttaşı, sahip olduğu paranın bizim paramızın altı-yedi kat üstünde değeri olmasının güveniyle ülkemize bir sömürgeye gelir gibi seyahat edebilirken, bizim bir orta gelirli insanımızın ve çocuklarının bile ülke dışına seyahati artık hayal bile edilemez.

Bizler, yüreği halkıyla, ülkesiyle çarpan sanatçılar da halkımızla aynı sıkıntıları paylaşmanın hem üzüntüsünü hem onurunu taşıyoruz.

En başta söylediğimiz gibi, halkın sanatçısı halk mutluysa mutlu, mutsuzsa o da mutsuzdur.

İçimizde biriken bu acı sözleri içtenlikle ve korkusuzca dile getirmemiz, halkımızın, ülkemizin mutluluğu adınadır.

Korkmuyoruz, evet.

Korkusuzluğumuz sıradan ve temelsiz bir cesaret değil, halkımızın ve ülkemizin yüksek değerlerine inancımızın sonucu olan sevgi ve bilinç birikimiyle ilgilidir.

Korkmuyoruz. Bütün yurttaşlarımızı daha cesur daha özgüvenli, daha inançlı ve kararlı olmaya çağırıyoruz.

Türkiye büyük bir ülkedir.

Dünyanın göz bebeği ülkelerindendir.

Aydınlanma değerlerinin beşiği olan Batı ülkeleri de içinde olmak üzere, bütün dünyada aydınlanmanın yeniden doğuşuna öncülük edebilecek potansiyellere sahip bir ülkedir.

Seslenişimizde sıraladığımız sıkıntılar aşıldığında, bu gerçek bütün dünyada bir kez daha görülecektir…

Bu nedenlerle ve sonuç olarak, iktidar güçlerini başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere evrensel insan haklarına, ülkenin insan ve doğa kaynaklarına saygılı olmaya önemle davet ediyor, muhalefetteki güçleri de daha kararlı, daha cesur ve daha etkin olmaya çağırıyoruz.

Türkiye sahipsiz değildir.

Çünkü bu sevgili ülke, kendisinin yetiştirmiş olduğu ve her biri kendi alanında değerini bütün dünyaya kabul ettirmiş yazarlara, şairlere, müzisyenlere, ressamlara, tiyatro ve sinema sanatçılarına, sanatın her alanından seçkin, bilinçli, bütün varlıklarıyla yurduna ve halkına bağlı sanatçılara sahiptir.
(Birgün)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Akşener’den ‘Evine dön’ çağrısına ilk cevap: Sayın Erdoğan ortağınızı üzerimize saldırmaktan alın

'Evine dön' çağrısına ilk cevap İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin kendisine yaptığı 'Evine dön' çağrısına yönelik açıklamalarda bulundu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin kendisine yaptığı 'Evine dön' çağrısına yönelik açıklamalarda bulundu. İYİ Parti lideri Akşener, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bahçeli kendi ortağıyla ilgilensin. Siyasi magazin konularından konuşmayı siyasi nezaketle hiç bağdaştırmadığımı söylemek isterim. Sayın Bahçeli'nin en önemli özelliği altını çizdiği nezaketidir ama ekonomik problemler olduğu dönemde, siyasi magazinle meşgul olmasını hiç hoş bulmadığımı ifade etmek isterim. Sayın Erdoğan ortağınızı üzeri…

Bahçeli“Pensilvanya’nın ileri karakolu” Dediği İyi Parti’ye “Evine(MHP) dön”Dedi…

*Mazisi yedi ayı bulmamış icazetli bir parti ihtiyacı yok iken 100 bin imza toplamanın peşine niye düşer? Bu akıl nereden verilmiştir? Pensilvanya’nın bir tembih ve teşviki söz konusu mudur? (Mayıs 2018) *İP’te ülkücülerin ve milliyetçilerin yeri yoktur. İP, fikirsiz, hedefsiz, MHP’den intikam almak için kurulmuş hastalıklı bir siyasi bünyedir. (Ağustos 2019) ‘İP PENSİLVANYA’NIN İLERİ KARAKOLUDUR’ *İP’in başkanı Türk milletine yalan söyledi. İP, zaman kaybıdır, arızalıdır, sakıncalıdır. Pensilvanya’nın ileri karakoludur. Ülkücüye haydut demek şerefsizliktir. (Ağustos 2019) * Şayet ‘Memleket Masası’ diye tutturan partiler samimi ve sahici bir duruş sergiliyorlarsa derhal ve gecikmesizin teröristbaşı Fetullah Gülen’in ABD tar…

Adli Tıp Kurumu’ndan ölüm orucundaki avukatlar için rapor: Cezaevinde kalamaları uygun değildir.

Adli Tıp Kurumu, ölüm orucunun 210'uncu gününde olan Ebru Timtik ile 179'uncu günündeki Aytaç Ünsal için rapor hazırladı: “Hapishanede kalmaları uygun değildir.”İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, ölüm orucundaki tutuklu avukatlar Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal’ın başvurusunu kabul ederek sağlık durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu’nda muayene olmalarına karar verdi. Kararın ardından adil yargılanma talebiyle ölüm orucunun 210’uncu gününde olan Ebru Timtik ile 179’uncu günündeki Aytaç Ünsal, sağlık durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi Tutuklu bulunan Timtik ile Ünsal’ı muayene eden Adli Tıp Kurumu uzmanları, raporlarında iki avukat için “Hapishanede kalmaları uygun değildir” raporu verdi. ‘TAHLİYE KARARI BEKLİY…

CHP’nin İktidar Kurultayında”İkinci yüzyıla çağrı beyannamesi” oybirliği ile kabul edildi.

ŞİMDİ TÜRKİYE’NİN TAN VAKTİ!GÜN DOĞUYOR, UMUT YEŞERİYOR!İKİNCİ YÜZYILA ÇAĞRI BEYANNAMESİYüzyıl önce TBMM açılırken “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” dedik. Ekonomik ve siyasal bağımsızlığımızı tüm dünyaya ilan ederek, Cumhuriyetimizi kurduk… 37. Kurultayımızda bir kez daha ilan ediyoruz ki, Partimiz bu temel ilkeye ödünsüz bir şekilde bağlıdır. Egemenliğimizi hiçbir surette; hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakmayacağız. Kendisini tek başına millet olarak, tek başına devlet olarak görenlerle mücadele edeceğiz. Cumhuriyetimizin üzerinde kurulmak istenen hiçbir vesayeti kabul etmeyeceğiz. Bu uğurda her bedeli ödemeye hazır olduğumuzu da tüm dünyaya ilan ediyoruz. Muhtaç olduğumuz kudretin bu milletin damarla…

Muharrem İnce Ayasofya’ya davet edildi…

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın, CHP'li Muharrem İnce'yi Ayasofya'da 24 Temmuz'da kılınacak ilk cuma namazına davet ettiği öğrenildi. Cumhuriyet'in haberine göre, İnce, Erbaş'ın davetine, "Davet olursa gelmek istediğmi söyledim. Koronavirüs nedeniyle böyle limitli davetli olacağını tahmin etmiştim. Bu nedenle 'Davet gelirse giderim' diye beyan etmiştim. Ancak, sizin sonrasında A Haber'e çıkıp canlı yayında halkı, milleti, devleti temsil eden bir din adamı gibi değil de AKP'li bir siyasetçi gibi konuşarak 'Davete ne gerek var, ezan davettir' şeklindeki üslubunuz hoşuma gitmedi. 'Davete ne gerek' var demiştiniz. Şimdi ben dahil tüm milletvekillerine davetiye yolluyorsunuz. Size sitemlerimi iletiyorum. Hayırlı günler diliyorum" dedi. CHP'li İnce'nin, cuma namazı…

Kadınlar İçin hayati önemde olan İstanbul sözleşmesi nedir.?

Türkiye’de kadın cinayetleri durmaksızın devam ederken, İstanbul Sözleşmesi de son haftalarda en fazla konuşulan gündem maddelerinden birine dönüştü. Kadınların yaşamı için hayati öneme sahip olan bu sözleşmenin neden önemli olduğunu Pınar Gültekin cinayetinin ardından yeniden hatırlatıyoruz. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında imzaya açılan ve ilk olarak Türkiye’nin imzacı olduğu İstanbul Sözleşmesi, 2014 yılından beri yürürlükte. Ancak yükümlülükleri gerektiği gibi yerine getirilmiyor. Kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesi noktasında kadınlar için hayati öneme sahip olan İstanbul Sözleşmesi, AKP iktidarı ve yandaş medya tarafından sık sık hedef alınıyor. İşte AKP ik…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ