|
Yakın geçmişe kadar, devlet memurluğu kalburüstü bir işti. Devlet kapısında çalışan 4 çocuklu bir baba, evini rahatlıkla geçindirir ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşılar, kurumundan veda yemeği ile birlikte basit bir teşekkür plaketi alır, emekli olurdu. Aldığı İkramiye ile şartlarını biraz zorladı mı; başını sokabilecek bir ev satın alırdı.
Tüm hayaller bu son üzerine kurulurdu ve bu gerçekleşmesi mümkün bir hayaldi. Yıl 2012 ve gerçekler hayal oldu… ***** Başbakanımız daha önce söylemiş olduğu ''Memurum dilerse 65 yaşına kadar çalışabilir'' sözünü unutup, kamuoyuna yeni bir açıklama yaptı. '' 180 Bin adet emekli memurumuz var. Memurumuzun emekli olmasını sağlayıp, yerine 90-100 bin memur alacağız'' şeklinde konuştu. ***** Gelelim günümüz şartlarına: 2005'te 123 bin kamu görevlisi emekliliğini istedi, Bu rakam 2006'da 110 bine, 2007'de 88 bine düştü. 2008'de 54 bin, günümüzde ise 10 binlere kadar geriledi. Kamu görevlileri arasında yaş ortalamasının yükselmesine yol açan bu durumun en önemli sebebi, memurların emekli olduğunda maaşlarının düşmesi olarak gösteriliyor. Bir bakanlıkta şube müdürü olarak çalışan memurun maaşı 2400 TL civarındayken, emekli olduğunda eline geçecek olan rakam 1250 TL'ye düşüyor. Ki bu bakanlık düzeyinde olan bir memur için geçerli. ***** Sosyal güvenlik uzmanları, emekliliğin teşvik edilmemesi durumunda; yaş ortalamasının önümüzdeki yıllarda daha da artacağına dikkat çekiyor. Memurun emekliliğe sıcak bakmamasının temelinde, maaşının yüzde 40 düşecek olması yatıyor. Memur geçim sıkıntısı kaygısıyla, özellikle evlendireceği ya da okuyan çocuğu varsa emekliliğini sürekli erteliyor. Bununla ilgili olarak memurlar, 657 sayılı kanunun 18. Maddesinde ki, ''Kanunun yazılı halleri dışında devlet memurunun memurluğuna son verilemez. 65 yaşına kadar devlette çalışabilir'' şeklinde oluşturulmuş yasal hakkını kullanıyor. Devlet bu yasal hakkı çok iyi bildiğinden dolayı boş durmuyor ve hemen orman kanunlarını devreye sokuyor. Emekliliği teşvik edici özendirici yasa çıkarmak yerine, emeklilik için memurunu tasfiyeye zorluyor. ***** Halk arasında memura karşı bir ön yargı da var aslında. “Atmışlar devlete kapağı, oturdukları yerden kalkmak bilmiyorlar. Senin yerinde olmak isteyen kaç kişi var biliyor musun? Bak asgari ücret kaç lira..?” gibi bir sürü histerikli insan modeline rastlamak mümkün. Bu gibi düşünceye sahip olanlara dikkat edin, kendi hak ve özgürlüklerinin ne olduğunu bilmeyen, sorgulamayan, birçoğu ona buna uşaklık eden, kendini geliştirememiş insan tipidir. Sadistçe rahatsızlık duyarlar başkalarının huzurundan. Yoksa kim istemez ki ülkenin refah düzeyinin yukarılarda olmasını..? Kaldı ki, o dedikleri memurluk statüsü, itibarını yitireli yıllar oldu. Devletin memuru demek, devlete iş yapmak demekti. Yani size ihanetin olmayacağı tek merciiydi. Zorbalık, sahtelik, hak yeme gibi olguların rüzgarının dahi esmeyeceği yerdi. Ancak birçok meslekte olduğu gibi, memurluğun da itibarsızlaştırıldığını söyleyebiliriz. Memurların elinde kala kala bir 657 sayılı kanun kaldı. Kalsa kaç yazar? Niyet iyi olmadıktan sonra kanunların etrafından dolanırsın olur biter. ***** Merak etmeyin, hemen yargılamayın..! Bütün bunları kafamdan uydurmuyorum. Biraz sabrederseniz hemen günümüzde yaşanan bir trajediyle Konuya daha nesnel yaklaşabilirsiniz. Buna ilimizden Büyükşehir Belediyesi memur çalışanlarından acı örneklerle değinelim: ***** Bilindiği gibi Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen yasa ile kamu görevlilerine '' İyileştirme'' adı altında 250-700 TL artışlar sağlanmıştır. Belediye yönetiminde ki kesin anlayış; belediye çalışanlarının eski memurların büyük bir çoğunluğunun CHP'li ya da kendi düşüncesinden olmadığı için tasfiye edilmesi gerektiği yönünde… O halde belediye çalışanlarından AKP'li memurları ayrı tutup gereğini yapalım; Önce sendikal hak olan sosyal denge paralarını sendika ile yeni yapılan sözleşmede etkisizleştirelim, verdiğimiz 400-500 TL olan bu haklarını ellerinden alalım… Yapılan bu uygulama, devletin Anayasasının 10. maddesi olan ''Eşitlik İlkesini'' çiğnemekten öte bir şey değildir. Belki Anayasa'nın 10. Maddesini hatırlamayanlar veya bilmeyenler vardır, onu da yazıyım… ***** Anayasa'nın 10 maddesi '' Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, felsefi inanç, din, mezhep, siyasi düşünce her türlü sebep ile ayırım gösterilmeksizin kanun önünde eşittir...Hiç bir kişiye zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” der. Der demesine de, iş uygulamaya gelince işte orada kantarın topuzu kaçar. ***** '' Bu memurlar yine emekli olmuyorlar! O halde yaşam koşullarını zorlaştıralım. Karamürsel'de oturanı İzmit'e, İzmit'te oturanları Gebze'ye Kandıra'ya sürelim ve her gün 2-3 saatlerinin yollarda geçmesini sağlayalım. O da olmazsa kentin bir ucundan bir ucuna ayda bir yerlerini değiştirelim. '' ***** Gelinen nokta ve yapılan uygulama şu anda bu..! Daha önce sırf başka siyasi partiden oldukları için belediye çalışanlarının onurlarıyla oynayıp, alakasız işlere sürgün edilmesini hep birlikte yaşadık, gördük. Malum yıldırma politikası. Aynı şey şimdi memurlarımıza uygulanıyor ki bu çok ürkütücü. Yıllarca çalıştığı emek verdiği devlet kapısında son zamanlarında adi bir suçlu gibi adaletsizce, onursuzca itelenip kakılmaktalar. Emeklilik kararını alacak memurum ise elleri başında baykuş misali düşünüyor. 4 kişilik ailenin açlık sınırı 940 TL olan bir ülkede emekli olmak ile aç kalmak arasında seçim yapamamakta..! Bugün gelinen acı nokta bu… Ve bu kentte yüzlerce insan aynı çileyi çekmekte! BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE bu yönde yükselen seslere sıkça rastlayacağız. Bizim görevimiz de yazmak, seslerini duyurmaya yardımcı olmaktır. ***** Lütfen şu sürgün işini, bezdirme politikanızı bırakın..! Her şeyden önce insan onuruna yakışmıyor. Bırakın artık ölümü gösterip sıtmaya razı etmeyi..! Güç dediğin gelip geçici. Bugün var yarın yok! Hepimiz bu kentin insanıyız. Yarın bir gün o kişilerle hangi şartlarda ve nerede karşılaşacağınız belli olmaz. Siyah gözlükler bir yere kadar gizler insanı. Mevsim hep yaz, hep güneş olmayacak! Bakın geçmişe siyasi meftalarla dolu mezarlıklar. Yaşayanların birçoğu bürolarından dışarı kafalarını bile uzatamıyorlar. Birilerini itibarsızlaştırmaya çalışırken, Aynı derecede kendinizin de itibarsızlaşacağını unutmayın!
Hala hukukun üstünlüğüyse eğer geçerli olan, İnsanların bu hakkına saygı duyun..! Yok dedikleri gibi “ÜSTÜNLERİN HUKUKU” sistemine geçtik diyorsanız, Allah’ın selameti üzerinize olsun…!
|