|
Birileri bu Kent’te son süreçte gazetecilik ve sözde gazeteciler derneği noktasında kurum ve kuruluşları gezerek sözde dernek, sözde çalışmalar ve sözde gazetecilik noktasında bilgi veriyor, bilgi alıyor sözüm ona birde gazetecilik adına güvenden, bilgi ve beceriden dem vuruyor.
Biliyoruz bu Kent’te MAGDER diye bir dernek var
Bu derneğin ilk gününü ’de, geldiği noktayı da iyi biliyoruz
Bu dernek oluşumu, yapılan toplantılar, sonra ayrılmalar, sonra kopmalar, sonra isim değişiklikleri ve ardından istifalar vs vs
Şimdi bu derneğin yeni başkan ve yöneticilerinin son aylarda göreve geldiğinden beri gezdiği, ziyaret ettiği tüm kurum, kuruluş inisiyatiflerinin bilmediği bir durumu ben buradan izah etmek istiyorum. Çünkü o kurum ve kuruluş inisiyatifleri bazı yanlış anlaşılmaları bilsin!
Evet yukarda belirtiğim gibi Gebze'de MAGDER adında bir dernek var.
Bu dernek Gebze'deki tüm gazetecileri kapsamadığı gibi, 100'ün üzerinde gazetecinin görev yaptığı bu kentte azınlıkta olan ve bazı gazetecilerin görev alarak sürdürdükleri bir dernek
Beni bunu yazmaya zorlayan durum ise bu derneğin son görev alan başkanı ziyarete gittiği her yerde, elini sıktığı her kurum yöneticisine Genelleme yaparak sanki MAGDER'in kentimizde tüm gazetecileri kapsadığı gibi bir görüntü çiziyor.
Beni bunu yazmaya zorlayan diğer bir durum MAGDER'in yeni başkanı gittiği her yerde "GAZETECİLİK" ve "ETİK GAZETECİLİK" üzerine dem vuruyor, bu konuda Gebze'deki diğer gazetecilerin eğitimine, bilgi ve becerisine katkıda bulunacağını anlatıyor.
Beni bunu yazmaya zorlayan başka bir konu ise Gerçek Gazetecilik adına hiç bir yanı ve katkısı olmayan, bu konuda da öğretici ve donanımı bulunmayan bu ismin yukarıda yazdığım konularda haddine düşmeyen noktalarda kendine pay çıkartması ve Kent’te özellikle kurum, kuruluş başta olmak üzere herkesi yanıltması oldu.
MAGDER'in yeni yöneticisi hiç bir yerde ya genelleme yaparak yeni hatalar yapmayacak, ya da genelleme yapıyorsa MAGDER'in üye sayısını , isimleri ve soyadları ile birlikte açıklayarak biz MAGDER olarak şu güçte ve sayıdayız diye bu kent'te başta kurum ve kuruluşların inisiyatifleri olmak üzere tüm kesimleri aydınlatacaktır.
Bunu yapamıyorsa bundan sonra gittiği her yerde sadece MAGDER ve MAGDER'e üye gazeteciler adına konuşacak
Yani MAGDER'in yeni başkanı bu kentte bana ve diğer onlarca çalışan, yazan gazeteciye asla Gazetecilik noktasında ders vermez, bizim örgütlü olmadığımız yerde ise genelleme yaparak bizim adımıza ahkâm kesemez
Bu Kent’te MAGDER diye az sayıda üyenin bulunduğu bir dernek vardır, bu dernek kendi çatısı altında çalışır, kendi üyelerine eğitim, bilgi, donanım noktasında katkı sunar, ama asla genelleme yaparak bu sınırı aşamaz
MAGDER'in yeni başkanı ilçe Kaymakamı'na yaptığı ziyarette ise "Dünya’da yaşanan değişime basının sunduğu katkı, dünyada yaşanan bütün değişimlerde basının öncü rolü ‘nü örnekleyerek “Türkiye’de benzer süreçler cereyan ediyor, diyerek ekliyor, Günümüzde basın; siyasileri, bürokratları, devlet adamlarını nasıl hırpalarım, nasıl yerin dibine sokarım anlayışı ile hareket etmiyor, tam aksine bu memleketin geleceğine pozitif eleştirilerle nasıl katkı sağlarım, bunu düşünüyor” şeklinde düşüncesini, bakışını aktarmış.
Şenol Aydın, Türkiye'de yaşanan değişim derken, AKP Hükümeti'nin ağırlığı, Ordu'nun getirildiği nokta, İrtica ile mücadelenin yok edilip, İrtica ile mücadele edenlerin suçlu pozisyona girmesi, Cumhuriyet'in zayıflatılması, hatta kutlamasının bile "Deprem" bahanesiyle yasaklanması gibi durumlara mı işaret ediyor?
Şenol Aydın, Günümüzde basın; siyasileri, bürokratları, devlet adamlarını nasıl hırpalarım, nasıl yerin dibine sokarım anlayışından bahs ederken acaba hangi basını işaret ediyor, oraya değinmiyor. Ama Şenol Aydın'ın bu örneği verirken tamda bu dediklerine uygun gazeteler olan "taraf", "zaman" "vakit", "akit" ve benzerlerini de kuşkusuz kast etmiyordur. Çünkü o gazetelerin anlayışı Şenol Aydın ve gibilerin anlayışıdır.
Sonuç olarak ne MAGDER, nede Şenol Aydın ben ve benim gibilerini temsil etmiyor, edemez, etme gibi çalışması da yanlış ve boştur.
Biz buna benzer konuları daha Şenol Aydın ile 2 yıl önce aynı mahalledeki evimize sallana sallana hem de yorgun, hem de yaya giderken enine boyuna saatlerce konuşuyorduk.
Şenol Aydın şimdilerde LÜKS araçla dolaşıyormuş, belki o günlerimizi hatırlayamaz olabilir ama o anlar benim dün gibi hala aklımda, kafamda.
Ben aynı kafa, aynı mantık ve aynıyım. Yani ben hala yaya.
Napayım bu tekne bu mantık ve kafa ile ancak bu kadar gidiyor.
Birazda alan ve kapsam meselesi ama, bu ben yanımı her şeye rağmen seviyorum.
Demem odur ki,
Herkes kendi mantık, mantalite, anlayışı ile emek verdiği çalışmasını yaşama geçirebilir. Hem de gidebildiği yere kadar gider, ama sadece o kadar.
Yani MAGDER ve başkan’ı giderken, dolaşırken kendi kapsama alanı kadar konuşmalı!
Bilmeli ki, başkalarının kapsama alanına girildiği zaman "KAPSAMA ALANI" daha da genişler, işte bu hiç etik olmaz
|