|
Warning: copy() [ function.copy]: URL file-access is disabled in the server configuration in /home/kocaeligercek.net/httpdocs/plugins/content/mavikthumbnails.php on line 668
Warning: copy(http://www.kocaeligercek.netimages/stories/dl .jpg) [ function.copy]: failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/kocaeligercek.net/httpdocs/plugins/content/mavikthumbnails.php on line 668
|
TÜKETİM TOPLUMU, İNSANI TÜKETEREK VAR OLUYOR. |
|
|
|
|
İDİL ŞENOL tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 02 Ocak 2011 20:02 |
Tüketim kelimesi ilk kez karşımıza çıktığında, bugünkü kadar ‘’geniş’’ anlam içeriyor muydu? Belki de içermiyordu da,buna rağmen, biz bunu hissedemiyorduk. Tüketim denildi mi, insanın temel ihtiyaçları, yiyecek, giyecek vb. ihtiyaçları aklımıza gelirdi. Bugün, bu anlam ile sınırlı kalındığında, tüketim kelimesinin yetmediğini görmek mümkün.
Tabi bu demektir ki, ‘’çok’’ şey değişti. Öyle değişim denildimi de,’’ artık eskisi gibi inanç, eskisi ibi sevgi, duyarlılık vb geçerli değil.’’ Değişim de artık kaybedilen değerler, inançsızlaşan insan, kendine ve başkasına güvenini kaybetmiş insan sürüsünün parçası haline gelen ‘’İNSAN’’ silinmiş, yeryüzünde ‘’çile doldurmaya gelmiş’’ bir kader kurbanı anlamına geliyor. Toplımun şiddete dayanan yönetiminin yanısıra, bu süreçte önemli başka baskı unusurları da vardır; tüketim. Tüketim, tüm toplumsal değerlerin önündedir. Bir yarıştır, ‘’ sosyal varlık’’ göstergesidir. Artık komşular, sizden daha iyi buzdolabı, çamaşır makinesi kullanmakla ayrılıyor. Artık önemli olan onların lüks ve ‘’moda’’ olan bir alış veriş yerinde alışveriş yapmalarıdır. Bzı çantalar, içindekinden öte, üzerinde yazan firma ya da marka ismi nedeniyle önemlidir. Bunu olağan bir olay olarak yaşıyoruz, ama sancıları ve bizden götürdükleri pek de olağan sayılmaz. Kitlesel ve büyük çaplı üretim, kitlesel tüketimi zorunlu koşuyor. Kitlesel tüketim, reklam şirketleri, reklam filmleri demektir. Kitlesel tüketim Holiwood filmleri demektir; düşünmeyi yok eden, filmin arsaına sıkıştırılan Cola vb. reklamlarla finanse edilen, insanın güdülerine seslenen, azgelişmiş ülke insanlarına Amerikan yaşam tarzını empoze etmeyi amaçlayan filmler demektir. Artık ‘’klasikleşen’’ eserler yok onların yerine ‘’klasik’’leşen reklam filmleri var. Düşünsel anlamda üretim yok, hiçbir profösör , hiçbir arşatırma görevlisi araştırma yapmıyor, düşünce üretmiyor, kendinde o gücü görmüyor. Ama tümü istisnasız tümü, tekellerin şatışlarını arttırmak için, reklam şirketleri ve Pazar araştırma firmaları için çalışıyor. Artık bir ressam, kafasındakini düşündüğünü, savunduğunu, inandığını resmetmiyor. Para edecek olanı, ya da bir şirketin reklam kampanyası için istenileni resmediyor. Ve artık ’’ resim sanatı’’ budur. Şairler basında köşe bulmak için, reklam ajanslarına metin yazmak için uğraşıyor. Herkes ama herkes, tüketim için ‘’yaratıcılığını’’ ortaya koyuyor. Öyle bir tablo ortaya çıkıyor ki, kişi artık tükettikleri ile var ve tükettiği ölçüde var. İyice bir düşünmek gerekir; biz mi otomobilleri kullnıyoruz, yoksa onlarmı bizi? Biz mi tüketiyoruz, yoksa biz mi tükeniyoruz? Bu korkunç insan kirlenmesidir. Tüketiyor insan ve tükettikçe kendini tüketiyor. Aklını aylarca bir bilmem ne markasına takıyor. Ömrü boyunca bilgisayar, ceptelefonu, tatil, elbise markası düşünüp yaşayan birisi insan mıdır? Tükettikçe, insanlar değerlerinide tüketiyor. Geriye güdülerinin esiri, yemek, içmek için her şeyini verebilen, yüzeysel bir varlık, bir sürü kalıyor. Tükettikçe insanın yabancılaşması artıyor. Makineler mi onu tüketiyor, yoksa omu makineleri? Acaba bir reklam filmi bulmak mümkünmüdür ki, insanı aşağılamasın. Biz bu filmleri izledikçe, Cola-cola’ da hayatın tadını aradıkça,tükenmiyor muyuz? Dostlukları hangi malda arıyoruz, başarıyı hangi mağazadan yaptığımız alışverişte, gücü hangi otomobilde arıyoruz? Ve biz, bu halimizle insanmıyız?
|
Yorum Ekle
|
|