HAYATA DAİR… PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
İDİL ŞENOL tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Ocak 2012 01:50

idilllll‘’ KADER DİYEMEZSİN SEN KENDİN ETTİN’’

Yeryüzündeki yaşam formatı, hiç kuşkusuz zıtların birlikteliğinden oluşuyor. Hayatta her şey kendi zıtlıyla birlikte var ve o karşıtıyla birlikte bir anlam taşıyor. Kötü olmadan iyinin, çirkinlik olmadan güzelliğin, kirlilik olmadan saflığın, sefalet olmadan asaletin, cehalet olmadan bilginin, kabalık olmadan zarafetin, hastalık olmadan sağlığın kıymetini anlayamayız…

Her zıtlık, var olduğu müddetçe birbiriyle çatışma halindedir; ancak birbirinin mihenk taşıdır da aynı zamanda. Ve de tamamlayıcısı… Biri olmadan diğeri hiç bir şey ifade etmez…
Anladık tamam da

Peki, çevreyi algılamaya başladığınız andan itibaren duyduğunuz, birisine kötü, iyi bir şey olduğunda hep orada olan, anlamakta güçlük çekilen olayların, soruların cevap anahtarı, bir tarafınızın inanıp, öbürünün ittiği bazen de “kader vurmuş, bir de ben vurmayayım” narkozunda sınırsız hoşgörü getiren yazgıyı, ne belirler?
Genetik özellikler, aile, doğduğun ülkenin yönetimindeki etnik kökene, mezhebe, çoğunluğa aitliğin, yönetenlerin zihniyetinin göstergesi yasanın, törenin, …., sivil, asker ilişkisinin, gelişim düzeyinin senkronluğunda belirledikleri, problemlerin kaynağıymışçasına yüklenip, hesap sorulamayacak Tanrı’ya sahipletilen yazgı sayesinde sorumluluktan kurtulacaklarından Laik, İslamcı, .., Milliyetçi her kesimin işine de gelir “kader işte”yle avutmalar, avunmalar.

Dedelerinin dedesinden, annelerinin annesinden, …….., miras “onun babası da öyleydi”, “ … amcamı, akrabalarımı Ermeniler, Yunanlılar katletti”, “….arkadan vuran bu Araplardı”, “ah şu Aleviler, Kürtler”li kendilerinin olmayan, başkalarının nefretleriyle büyütüldüklerinden birbirine gaddarca davranıp, zerre kadar da birbirini sevmeyecek toplumda, en baştan insafsızca iteleneceklerin kaderlerini çizenlerin çırakları da Maraş, Çorum .., katliamlarını, Madımak yangınını, gerçekleştirdiğinde akansa, kimseyi dinlemeyen hayattır.

Ve bir düşte olsa, demirden, taştan yaratıldığından, yıllardır süren savaşta atılan bombalardan, basılan evlerden Irak, Filistin, Gazze’deki çocukların psikolojilerinin bozulmadığını varsayalım bu çocukların yazgılarının da bugünlerde Avrupada yaşasalardı, evli ve bekar kadınları ayırmak için kullanılan "Miss ve Mrs", "Senora ve Senorita” hitaplarının "toplumsal cinsiyet açısından yansız" dil oluşturmak amacıyla yasaklanmasına odaklanmak yer alacaktı. Belki de internette gezerken ortaçağa atıfta bulunacaklardı düşen helikopterden yaralı kurtulup, 112’yi de arayan gazetecinin donarak öldüğünü okuduklarında… Teknoloji üretmeyip, sadece dinleme, konuşma algılayan az gelişmiş bir ülkede yaşamadıklarına sevineceklerdi… Ama düşler de zaten bir anlıktır değil mi?

Kişi başına düşen milli gelirin Hıristiyan aleminde genellikle 10 bin dolar, %99’u Müslüman ülkedeyse 3 bin dolar seviyelerinde gezinmesinin, Tanrının Hıristiyan kullarını daha çok sevdiğinin göstergesi olabilirimi? Saçma düşüncenin kafanızdan geçmesine ise engel olamayacaksınızdır…(delice)

Sonuçta; ülkenin bütün çocuklarıyla, “nereye elimi atsam kuruyor” biçareliğindeki bahtı karaları, vatanlarındaki ”teferruat”lıklarında, her türlü ayrımcılığı yok edip, herkesin her alanda zengin doğmasa da yeteneği ve zekasıyla hakkettiği payı özgürce alacağı fırsat eşitliğinin, eşitsizliğe dönüşmesi karşısında dahi aklın başkaldırısına sığınmayıp,’’ kaderin bir gün kendilerine gülmesini’’ bekleyeceklerinden, her şeyden yoksun yalnızca hayatın ameleliğiyle yetineceklerdir.

Dünyada kanser ve kronik hastalıkların artmasının ardında, kanser riski taşıyan arsenikli suyun, ekmekteki beyazlatıcı kimyasalların, meyve ve sebzede serbestçe satılan hormonların, tarım ilaçlarının dozaj dışı kullanılmasının, çevre kirliğinin etkisi yokmuşçasına “kader böyle imiş” pençesinde kıvrananlara öfkenizden, her şeyi olduğundan farklı gösteren ay ışığının sihrine kapılmak isteyeceksiniz… Kendiniz olmak için direnmenin yorduğu gündüzün nahoşluğu yerini, bütün renklerin solduğu geceye bıraktığında, kah durgun denizdeki yakamozların arasında, kah bir dağ başında serin rüzgar esmekteyken tepenizde, tülü çekilmiş bir pencerenin ardında görünecek gecenin tek sırdaşı aydır şimdi… Karanlıkta antik yunan tanrıçası görüntüsünde ağaçlar, eğri büğrü park edilmiş araçlar, arada sırada bir iki arabanın geçtiği sokakta daha toplanmamış çöplerin etrafında kediler. Bakkal kapanmış, tekel bayisi son müşterisine gazete kâğıdına sardığı içkisini vermekteyken, kim bilir gecenin görünmezliğinde ne günahlar işlenmekte…

 

 

Yorum Ekle


Guvenlik Kodu
Yenile

 

 

 


 


 

Site Dil Seçimi

Albanian Azerbaijani Catalan Chinese (Traditional) Czech English French German Hindi Italian Macedonian Portuguese Russian Spanish Urdu

REKLAM VE İLANLAR

 

SON YORUMLAR

RSS
  • Döviz
  • ozgunes

Haber Arama

Giriş Formu



SİTE SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün157
mod_vvisit_counterDün662
mod_vvisit_counterTOPLAM318653
Şu anda 38 konuk çevrimiçi

VİDEOLARIMIZ

LOGO