|
İDİL ŞENOL tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 26 Eylül 2011 01:23 |
Şimdi mevsim daima sıcak yerlere seyahat eden leyleklerin kıskanıldığı, erken gelen akşamların, sezonluk sevdalarla vedalaşmaların, bitişler in, başlangıçların müdavimi sonbahardır. Günse, üniversite öğrencilerinin, yazlıkçıların şehre döndüğü, küresel kriz olsa da olmasa da yiyecek, giyecek, yakacak fiyatlarının arttığı masraf ayı eylül’ün sıradan bir günüdür.
Ve siz hiç bir şey aynı kalmaz her şey değişir teorisine nazire yaparcasına ‘ne haber’ denildiğinde ‘hiç ne olsun hep aynı’ cevabındaki o aynının aynılığında mevsimler, yıllar değişse de, birbirine benzer olayların yaşandığı usandıran ‘ya sev ya terk et.’ Muhabbetini… Sürdürebilir… Savaşın, işkencenin, açlığın, torpilin yaşandığı bu dünyada, her günü, yılı yalnızca tarihleri değiştirilen dün sanmışsınızdır. İşte yine aynılığından şikâyet ettiğiniz bu dünyada belki yine rastlayan olmuştur asgari ücretin yarısı kadar ücret talep ederken makbuz kesen inine rastlamadığınız… İşkencecileri, tacizcileri aklayan raporları düzenleyen sorgulanmayacak saçma sapan bahanelerle insanların hayatının akışı değiştirilen, namusun kadının bacak arasına sıkıştırıldığı bir ülkede sizin hayatınıza bir şey katmayacak işinizin başındayken yere yakın kara bulutlar, havada ki kasvet uykunuzu getirecektir. Gereksiz muhabbetleri duymamak için kulaklarınızı tıkar pencereden gözüken çınar ağacının uçuşan yapraklarından birinin peşine takılıp gidiverirsiniz… Şimdi mümkünse denize bakan bir evin geniş penceresi önünde , sallanan koltukta dumanı tüten çay-kahve kokusunu içinize çekip Rodrigo’dan gitar konçertosu dinlemek ya da güzel geniş bir parkta bir şekilde yeşil kalabilmiş çimenlerin üzerinde ki kızıl, sarı yeşil…. Renkli yapraklara basarak öyle aylak aylak dolaşmak varken işte olmanın can sıkıntısını yaşarsınız. Bir yerlerde başlayan bağ bozumuna katılma isteği, her sonbahar ‘son olacak’ değdiniz halet-i ruh iyenizin acayipliğini arttıracaktır. Evet, halet-i ruhi yeniz acayiptir zira her beş kişiden birinin yoksul sayıldığı, nüfusun tamamına yakınının dört mevsim, geriye kalanlarında sararan yaprakla ortaya çıkan, sonra nedeni bilinmeyen ama yaşanmak istenen bir hüznün, durgunluğun üzerine çökmesiyle , ‘eskiden yaprak koleksiyonu yapardık’ lı anıları şiddetlendiren ruhta ki serserinin ‘ bak yine anı kaçırmaktasın’ didiklemesiyle doruğa ulaşan depresyonlu hal, daha önce gitmediniz bir yere gitme, yapamadığınız şeyleri yapma isteğine karşı hep teşebbüs aşamasında kalan fikirleri beyninizde savuştururken… Artık bir an evvel kendinizi sokağa atmaktan başka çare kalmayacaktır. Hani şu unuttuğumuz duygu kaplasa ya her yanımızı sevgi….
|
Yorumlar
Sonbaharın hüznünü,duygusa llığını,bir okadarda hoş bi seda bırakan tarafını bukadar iyi idrak edip,Tutarlılık la kaleme alan birinin mutlaka DÜŞÜNDÜKLERİYLE ,YAPTIKLARI BİRBİRİNİ TUTUYORDUR...yeni yazılarınızı heyecanla bekliyorum..
RSS feed for comments to this post