|
Bu hafta içinde CHP’nin ekonomi politikaları raporu açıklandı. Raporda yeniden görüldü ki, CHP sosyal demokrasiyi hatırlama adına, “aile sigortası” politikasına büyük önem veriyor (1). Hatta, Kılıçdaroğlu bu 23 Nisan’da sigortanın kapsamını genişletip, ihtiyacı olan çocuklara aylık 45-100 liradan başlayan bir destek verileceğini açıkladı. Proje, gazetelerde “ Kılıçdaroğlu’nun çılgın projesi” olarak kendine yer buldu (2).
Söylemler iddialı olunca, ister istemez bu projeler için kaynak nereden bulunacak sorusu akılları kurcalıyor. Kaynak konusunda farklı çevrelerden farklı sesler çıkıyor. Mesela, geçenlerde Deniz Baykal, Erdoğan’ın “kaynağı nereden bulacaksın?” sorusuna cevaben, “ulan senin haram yediğin paraları kesecek, onları millete ayıracak” gibi popülizmin sınırlarını zorlayan bir söylemle kendini hatırlatmıştı. Ne var ki, Kılıçdaroğlu’nun ciddi görünümlü söylemleri de Baykal’la aynı doğrultuyu işaret ediyor: Kamu kurumlarının düzeltilmesi, düzgün işleyen kurumlar yoluyla kitlelere kaynak aktarılması. Mesela, Kılıçdaroğlu’nun sadaka düzenini kaldırıp, sosyal devleti getirme vaadi bu doğrultuda bir söylem. Özetlersek Kılıçdaroğlu diyor ki, sosyal yardımlar AKP zamanında da mevcuttu, fakat bu yardımlar AKP yandaşlarına sadaka şeklinde veriliyordu. CHP’nin aile sigortası ise bu anlayışı yıkmayı, yoksulluk yardımını vatandaş için bir hak olacak şekilde yeniden düzenlemeyi hedefliyor. Ne var ki, yoksulluk yardımını miktarını değiştirmeden düzenli hale getirmek CHP’yi, AKP’ye göre daha solcu değil, olsa olsa daha “düzgün” bir parti haline getiriyor. Yok eğer CHP, yoksulluk yardımının miktarını arttıracaksa, kaynak sorunu yeniden gündeme geliyor. Aslında “sosyal politikaların kaynağını nereden bulacaksın” sorusuna biraz iktisat bilen herkesin verebileceği iki yanıt var: 1) Borç alarak 2) Toplanan vergi miktarını arttırarak. İlk öneri sürdürülebilir sosyal politikalar için hiç uygun değil. Zira, yoksulluk yardımı gibi doğrudan kaynak yaratmayan harcamalar için yapılan borçlanma, gelecekteki kamu harcamalarını kısmak anlamına geliyor. Bu nedenle borçlanarak yürütülen sosyal politikaların sürdürülebilirliği büyük bir kuşku taşıyor. Zaten CHP de, ekonomi raporunda “kamu maliyesindeki tutarlılık ve disiplin”in altını kalın çizgilerle çiziyor. Vergi gelirlerinin nasıl arttırılacağı ise cevabı basit olmayan bir soru. Zira, vergi gelirlerini gıda, benzin vb. gibi günlük tüketim harcamalarına koyulan vergilerle arttırmak, vatandaşın bir cebindeki parayı alıp, öteki cebine koymak anlamına geliyor. CHP’nin ekonomi raporu ise bize vergi gelirleri konusunda şöyle bir vizyon sunuyor: “Vergi, kamu harcamalarının finansmanı için temel kaynak olacaktır. Teknolojik yenilikler ve ekonomideki kurumsallaşmadan etkin bir şekilde yararlanarak vergi kayıp ve kaçaklarını en alt seviyeye indireceğiz. Vergi, sosyal güvenlik ve iş gücü piyasası düzenlemelerini bir bütünlük içinde kullanarak kayıt dışılıkla mücadele edeceğiz”. Yani CHP, aile sigortasının kaynağı olarak yine kurumların düzgün işletilmesini gösteriyor. Rapora göre vergilerin eksiksiz toplanması, kayıtdışı ile mücadele vergi gelirlerini arttıracak, ve bu gelir “aile sigortası” gibi kamu harcamaları için kullanılacak. Ne var ki, olası bir CHP iktidarında kayıtdışının azalacağına inanmamız için neredeyse hiçbir ikna edici sebep yok. Bu yönüyle de CHP’nin aile sigortası söylemi, inandırıcılık yönünden oldukça sallanıyor. Sorun ideolojik temelli Aslına bakarsanız CHP’nin sorunu temelde ideolojik tutarsızlığa dayanıyor. Zira, CHP emekçiye de, sermayedara da oynayan, “orta yolcu” söylemleri kullanmayı tercih ediyor. Bu doğrultuda CHP, sermayeyi ürkütmeyen, ama yoksulu kollayan bir ekonomik planı uygulamayı vaat ediyor. Ne var ki, ayda 600-1250 TL arası olması planlanan aile yardımı, veya 45-100 TL arası olacağı söylenen çocuk desteği gibi büyük çaplı sosyal yardımları geliri yeniden dağıtmadan, yani zenginden vergi yoluyla alıp fakire vermeden uygulamak hiç de gerçekçi görünmüyor (3). Tabii küreselleşen dünyada, gelir vergi yoluyla yeniden dağıtılmasını engelleyen birçok faktör mevcut. Mesela, en son borç batağı içinde yüzen İrlanda’nın, ülkedeki yazılım, bilişim şirketlerinin faaliyetlerini başka ülkelere kaydırma tehditleri yüzünden çok ihtiyacı olduğu halde şirket vergilerini arttıramadığını görüyoruz. Üretimi içeride tutalım kaygısının, ticaretin görece serbest olduğu ülkeleri vergi konusunda zorladığı bir gerçek (4). Bunun yanında, gelire konulacak herhangi bir ek verginin, banka hesaplarındaki belli bir miktar parayı dışarı kaçırması ihtimali de hiç de zayıf değil. Bunun yanında, vergi yükünün gelişmekte olan ülkelerde kayıtdışını teşvik etmesi gibi kronik engeller de var (5). Ancak saydığımız durumlar vergi politikaları konusunda tamamen çaresiz olduğumuz anlamına da gelmiyor. Mesela, Brezilya ve Tayland gibi birçok ülkede uygulanmaya başlayan, döviz-alım satımlarına konulan ve büyük ölçüde sıcak para hareketlerine odaklanan Tobin Vergisi isimli verginin ekonomik büyümeye ciddi bir zarar vermediğini görüyoruz (6). Bunun yanında taşınamayan (yani yurtdışına kaçırılamayan) bina, arazi gibi varlıklara koyulacak bir ek vergi de ekonomik büyümeyi yavaşlatmayacak bir çözüm olarak düşünülebilir. Tabii bu saydıklarımız dışındaki, diğer vergi politikalarını de bir alternatif olarak düşünebiliriz. Ancak bu vergilerin kimi zaman uluslararası koordinasyonla, kimi zamansa destekleyici diğer sanayi-ticaret politikalarıyla birlikte planlanması gerekiyor. Yani demokrasilerde çare tükenmiyor. Fakat yukarıda saydıklarımızın gündeme gelebilmesi ve “aile sigortası” gibi projelerin ayağının yere basabilmesi için, öncelikle CHP’nin “emekçinin, yoksulun yanında” değil, “emekçiden, yoksuldan taraf” olması gerekiyor. Zira, “sosyal devlet” vaadinin ikna edici olması öncelikle ideolojik bir tutarlılık gerektiriyor. Oysa CHP’nin kitle partisi olma adına verdiği ideolojik zayıflık, partinin ekonomik söylemini de zayıflatıyor. Hal böyle olunca da, CHP’nin sosyal devlet vaadi gazete küpürlerinde kendine “herkese iki anahtar”, “5 bin tank üretilecek” söylemleriyle birlikte yer buluyor.("Bu yazı www.siyasetkahvesi.com sitesinde yayınlanmıştır."
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
)
|