CEM OYVAT
SEÇİM SONUÇLARININ ANALİTİK BİR ANALİZİ PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
CEM OYVAT tarafından yazıldı.   
Cuma, 19 Ağustos 2011 20:18

 Seçim sonuçları Pazar günü açıklandı, fakat kim başarılı oldu tartışmaları hala sürüyor. Yürütülen tartışma tamamen anlamsız değil, zira başarı kriterlerinin belirlenmesini zorlaştıran birkaç tane faktör var. Öncelikle, 2007 genel seçimleriyle karşılaştırdığımızda bu seçimde yok olmuş olan iki tane merkez sağ parti var. Bunlardan Demokrat Parti bu seçimde sadece % 0.65 oy alırken; geçen seçimde % 3.03 oy alan ve adını neredeyse unuttuğumuz Genç Parti 2011 seçimlerine katılmadı. Bu partilerin oylarının, merkez sağda olması nedeniyle AKP’ye mi, yoksa muhalefet partisi olması nedeniyle CHP’ye mi kaydığı sorusunun cevabını ise ilk bakışta vermek kolay değil. Fakat sorunun cevabı, CHP’nin ve AKP’nin oylarını başarılı siyasetlerinden dolayı mı, yoksa iki partili rejime olan yönelişten dolayı mı arttırdığını anlamamız yönünden önemli. Bunun yanında geçen seçime göre çok daha iyi organize olan ve oylarını belli bölgelerde ciddi bir biçimde arttıran BDP’li bağımsız adaylar da, seçim sonuçlarını değiştirmede etkili oldu. BDP’nin bu başarısının, AKP’yi ciddi ölçüde etkilediğini düşünüyoruz.

 
SOSYAL DEMOKRASİ VS. CHP PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
CEM OYVAT tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Mayıs 2011 21:39

Bu hafta içinde CHP’nin ekonomi politikaları raporu açıklandı. Raporda yeniden görüldü ki, CHP sosyal demokrasiyi hatırlama adına, “aile sigortası” politikasına büyük önem veriyor (1). Hatta, Kılıçdaroğlu bu 23 Nisan’da sigortanın kapsamını genişletip, ihtiyacı olan çocuklara aylık 45-100 liradan başlayan bir destek verileceğini açıkladı. Proje, gazetelerde “ Kılıçdaroğlu’nun çılgın projesi” olarak kendine yer buldu (2).

Son Güncelleme ( Salı, 24 Mayıs 2011 21:52 )
 
BİR SOSYOLOĞUN MAHKUMİYETİ PDF Yazdır e-Posta
CEM OYVAT tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 14 Mart 2011 00:41
Hayatının tam on yedi yılını hapishanede geçiren ünlü sosyolog İsmail Beşikçi, geçen hafta 1 yıl 3 ay hapse mahkum edildi. Bilmeyenler için söyleyelim. İsmail Beşikçi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sosyo-ekonomik yapısı üzerine çalışan önemli bir akademisyen. Doktora tezini bölgedeki son göçebe aşiretlerden Alikan aşireti üzerine yazmış. Tabii tezin yazım sürecinde, aşiretin ve bölgenin yapısını bizzat kendisi yerinde incelemiş.  Beşikçi, tezini takiben 1969 yılında “Doğu Anadolu’nun Düzeni” isimli bir eser yayınlıyor. Bu çalışma akademik değeri oldukça yüksek, bölgenin tarihini, etnik durumunu, bölgedeki üretim ilişkilerini, aşiret düzenini ve dini grupların etkisini detaylıca anlatan bir eser[1]. Tabii çalışmanın değeri, Beşikçi’nin bölgeyi iyi tanımasından ve kendisine hiçbir suretle otosansür uygulamamasından geliyor.
 
EKONOMİK BAŞARI ÜZERİNE MİTLER VE GERÇEKLER PDF Yazdır e-Posta
CEM OYVAT tarafından yazıldı.   
Perşembe, 10 Şubat 2011 14:04

“Ekonomi politikalarını AK Parti başlatmadı, daha önce başladı. AK Parti çok akıllı davrandı ve o politikaları devam ettirdi…Türkiye ekonomisi daha önce 3-5 büyük holdingle gidiyordu, onlara şimdi bir sürü holding katıldı. CHP’nin yeni PM üyesi siyaset bilimci Binnaz Toprak, Habertürk’e verdiği röportajında hükümetin ekonomiyi iyi yönettiğine inandığını işte bu cümlelerle anlatıyor (1). Aslında ülkenin son dönemde “ekonomik bir atılım” yaptığı oldukça yaygın bir düşünce. Bu düşünce ister istemez AKP’ye de ciddi bir miktarda oy kazandırıyor. Anlaşılan AKP’nin ekonomide başarılı olduğu argümanını ünlü siyaset bilimci Binnaz Toprak bile kabul etmiş. O kadar ki, Toprak teğet geçti argümanını doğrularcasına “krize rağmen ekonomi büyüdü” şeklinde beyanat vermiş (2).
Peki ortada gerçekten ekonomik bir başarı var mı? IMF ekim ayı Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Türkiye’nin 2010 yılı büyüme oranını %7.8 olarak tahmin ediyor (3). Bunu kullanarak kaba bir hesap yaparsak, AKP’nin iktidarda olduğu 2003-2010 dönemi için ortalama %4.8’luk bir büyüme oranı buluyoruz. Tabii büyümenin eşitsiz olduğunu, ücretlilerin büyümeden çok daha sınırlı düzeyde faydalandığını gösteren veriler hiç de az değil (4). Fakat yine veriler, % 4.8’lik büyümeden yoksulların da yararlandığını ve büyümenin getirdiği doğal bir sonuç olarak 2001 krizi sonrası dönemde yoksulluğun azaldığını bize gösteriyor (5).
Peki % 4.8’lük büyüme gerçekten bir başarı mı? Yoksa Türkiye potansiyeline göre doğal bir süreç mi yaşıyor. Sanırım bu soruyu test etmenin iki farklı yolu olabilir. Birincisi, AKP’nin büyüme performansını önceki dönemlerle karşılaştırmak. Türkiye’nin, 2003-2010 dönemindeki büyüme performansı, 1990-2001 döneminin ortalama %3.4’lük büyüme performansına göre oldukça başarılı. Fakat Fatih Özatay’ın bir yazısında belirttiği gibi, AKP dönemindeki ortalama büyüme, 1950-2002 dönemi ortalamasından çok farklı değil (6). Özatay’ın gösterdiği gibi 1950-2002 dönemi ortalama büyüme oranı, AKP dönemine yakın düzeyde % 4.7 olarak hesaplanıyor.
Tabii her dönemin kendine göre koşulları var, bu nedenle Türkiye’nin performansını bulunduğumuz döneme göre de değerlendirmemiz gerekiyor. Bunu değerlendirmenin bir yolu ise Türkiye’nin 2003-2010 dönemi büyüme performansını bize benzer gelişmişlik düzeyinde olan ülkelerle karşılaştırmak. Yani “bizimle aynı klasmanda olan Arjantin, Malezya, Meksika gibi ülkelere göre daha mı hızlı büyüdük” sorusunu cevaplamız gerek.
Sorumuzu cevaplamak için dilerseniz Türkiye’nin de içinde bulunduğu, BM Kalkınma Fonu’nun üst-orta gelişmişlik düzeyi kategorisindeki ülkelerin 2003-2010 dönemindeki büyüme performanslarına bakalım (7). Buna gore Türkiye, 42 ülke arasında 23.sırada, yani ortalarda yer alıyor. Sonuçlar ilginç, fakat karşılaştırmayı daha gerçekçi yapabilmek için nüfusu çok az olan Mauritius, Tonga gibi ülkeleri ayıklamamız daha faydalı olacaktır. Bu düşünceden hareketle, elimizdeki 42 ülke arasından, nüfusu 10 milyonun üzerinde olanlarını, yani kendi kalemimizdeki ülkeleri ele alarak değerlendirmemizi yineleyelim. Bu kategoride kalan 18 ülkeye bakarsak Türkiye’nin 18 ülke arasında 8. hızlı büyüyen ülke olduğunu görüyoruz (Tablo - 1).

Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Şubat 2011 14:43 )
 
YOKSULLUK ÜZERİNE MASALLAR PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
CEM OYVAT tarafından yazıldı.   
Cuma, 24 Eylül 2010 02:02

Görenleriniz vardır. Bu hafta içinde Sabah Gazetesi “CHP neden hep kaybediyor?” isimli ilginç bir habere imza attı[1]. Sabah’ın internet sitesinin ilk penceresinden verilen habere göre Kılıçdaroğlu “hayatta ve toplumda karşılığı olmayan” yoksulluk söylemi nedeniyle seçim kaybediyordu. Zira ülkemizde “CHP’nin tanımladığı türde bir yoksulluk” yoktu. Bunun en büyük kanıtı ise “Hakkâri'de polise taş atan çocukların gürbüzlüğü”ydü. Gelir düzeyinin en düşük olduğu Hakkari’deki Kürt çocukları bile bırakın aç olmayı, büyümüş, semirmişken; açlıktan bahsetmek toplumda “rahatsızlık yaratıyor”du. Zira insanımız da öyle “yoksul olarak tanımlanmaktan, fukara kimliğe gömülmekten pek hoşnut değil”di. İşte CHP bu yüzden hep kaybediyordu!

Son Güncelleme ( Cuma, 24 Eylül 2010 02:37 )
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2


MURAT TOSUNOĞLU / ŞİİR

Site Dil Seçimi

Albanian Azerbaijani Catalan Chinese (Traditional) Czech English French German Hindi Italian Macedonian Portuguese Russian Spanish Urdu

REKLAM VE İLANLAR

 

 

 

 

 

 

SON YORUMLAR

RSS
  • Döviz
  • ozgunes

Haber Arama

Giriş Formu



SİTE SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün719
mod_vvisit_counterDün749
mod_vvisit_counterTOPLAM258087
Şu anda 46 konuk çevrimiçi

VİDEOLARIMIZ

LOGO