|
Geçenlerde bir köşe yazımda “Şuurlu öğretmenler derneği” ile ilgili, Eleştirel bir yazı yazmıştım. Derneğin ismi ÖĞ-DER, ama esas tanımı ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ olunca aklım bunu reddetmişti.
Derneğin sitesini biraz incelediğimde, siyasi bir oluşumun arka bahçesi olduğunu gördüğümü çeşitli ifadelerle dile getirmiştim. Hala da aynı yerdeyim. Bugün bu tanıma uyan yüzlerce dernek sayabiliriz, ona itiraz edecek durumda değiliz ne yazık ki. Günümüz koşullarında, dernekleşme adında yapılan ve amacı siyasi rantabıl olan bir sürü oluşum sayabiliriz. Hepsine eyvallah. Fakat benim itirazım bundan öte bir şeydi. ************* Öğretmenlik mesleğinden elde edilecek hiçbir ranta hoş bakmam söz konusu olamaz. Amacı ne kadar “faziletli” olursa olsun. Onları toplumun hep en üst seviyesine koymuşumdur. Geleceğimize ve bu günümüze yön verecek, ışık tutacak kimselerin beyninin içi beni bir anne olarak çok ilgilendiriyor ne de olsa. Gelelim derneğin genel başkanı İsmail Akkiraz‘ın gönderdiği cevap mektubuna: ************** 28 Kasım 2011 Pazartesi günü Bizim Kocaeli gazetesinde yayımlanan köşe yazınızı okudum. Bu yazınızda, Genel Başkanlığını yaptığım ÖĞ-DER‘i yazmışsınız. Bu yazınızın bizim açımızdan çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığım için şahsınıza teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bu teşekkürümün kızarak söylenmiş bir serzeniş olarak görülmesine de üzülürüm. Muhatabım kim olursa olsun, bir insan, inanan bir mümin olarak hep şefkatle ve sevgiyle yaklaşmayı kendime ahlak edinmişimdir. Allah için sever Allah için kızarım.Yazınızdan anlaşıldığı kadarıyla çağdaş, kültürlü bir insana beziyorsunuz. Diyalektiğiniz kuvvetli olmalıdır. Hikmetsiz, mesnetsiz konuşmaz ve yazmazsınız kanaatindeyim. Şu gerçeği bildiğinize inanıyorum. Mefhumu muhalif ile hal izah edilemez. Yani derneğin adını “Şuurlu Öğretmenler” olarak koydunuz, öyleyse dışınızdaki öğretmenlere şuursuz diyorsunuz ithamında bulunmak bir niyet okumak değil midir? Bu büyük bir haksızlık olur. Zamanında Malatya‘da bir gurup kadın “İffet Hanımlar Derneği” diye bir dernek kurmuşlar. İffetli dememişler, İffet demişler. Yine Malatya‘nın başka bir kesim kadıları bu ismi dillerine dolayarak bu derneği kuranlar bize hakaret etti, bize İffetsiz dediler diye şikâyetçi olmuşlar. Bir sürü hır-dır dan sonra mesele tatlıya bağlanmış. İsimler müsemmayı tarif için konulur. İsim aynı zamanda müsemmayı benzerlerinden ayırır. Mesela statlarda tribünler var. Her bir tribünün adı var. Kale arkası, 1 nolu, 2 nolu tribün, şeref tribünü gibi. Mesela Şeref tribününden maç izleyenler şereflidir diğerleri değildir diyebilir miyiz? Bu uygun bir betimleme olmayacağı gibi ahlaki de olmaz. Bu ülkede sayısız dernekler var. Hatta “Kanaryayı Sevenler Derneği” bile var. “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” var. Diyelim ki “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği” isminden hareketle bu derneği kuranlar çağdaş diğer insanlar çağdışı mı demiş oluyorlar. Sayın Erenkaya; Biz ÖĞ-DER yöneticileri ve mensupları olarak, hangi kesimden olursa olsun hiçbir eğitimcimize, öğretmenimize, derneğin isminden hareketle bize üye olanlar şuurlu, üye olmayanlar şuursuz demiyoruz. Biz ÖĞ-DER olarak yaklaşık altı yıldan beri bu isim altında faaliyet gösteren, çeşitli programlar icra etmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz. Kocaeli şubemiz de konferans, panel gibi çeşitli etkinlerde bulunmuştur. Milli Şuur adında bir dergi çıkarıyoruz. Bu isnadınızı ispat edeceğiniz tek bir söze, bir satır yazıya rastlamanız söz konusu değildir. Sayın Erenkaya; benim bu mülahazalarımı şahsınız için yapılmış bir kardeşlik görevi olarak sayarsanız müteşekkir olurum. Zira kul hakkıyla öbür âleme gitmek çok çetin bir iştir. Sizin o âlemde bizim yüzümüzden sıkıntıya düşmenize gönlümüz razı olmaz. Çalışmalarınızda başarılar diler bütün aile efradınıza, sevenlerinize, evladı iyalinize iki cihan saadetleri dilerim. ************** Yazıma cevap verme gereği duyan derneğin genel başkanı Sayın İsmail Akkiraz‘a nazik ifadeleri için teşekkür ediyorum. Fakat bir şeyi belirtmeden geçemeyeceğim. Kul hakkı dediğiniz şey o kadar basit değildir, zira siz benden daha iyi bilirsiniz. Çünkü belli ki ihtisasınızı bu yönde yapmışsınız. Hal böyleyken benim kul hakkı sınırlarını aşmış olmamı söylemeniz, sanırım duyduğunuz “sakin öfkeden” kaynaklı olsa gerek. *************** Ben hali hazırda “şuurlu öğretmenler” tanımını hala aklımın bir yerine yerleştiremedim. Oysa yazınızı onlarca kez okudum. Bu kabul edilebilir bir olgu değil benim açımdan. Zaten siz de bu olguyu kabullenecek ve kıstaslarınıza uyacak olan eğitimcilere kapınızı açmışsınız belli ki. Şuuru yerinde olan öğretmenlerle dilerim çok güzel işlere imza atarsınız. Ama bunu yapmadan önce bir düzeltmeyi yerine getirmeye davet ediyorum sizi. Derneğinizin ismini ÖĞ-DER olarak lanse edeceğinize, açık açık “ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ” olarak değiştirin. Bu tanımı duyan eğitimciler “biz şuursuz muyuz ki derneğe üye olmayalım” diye düşünüp, kapınızı aşındırabilsin. Hangi öğretmen şuurlu olmak istemez ki? Beni ilk iten bu sebepti mesela. Neyse o olsun değil mi? Çalışmalarınızda başarılar dilerim…
|