|
AŞUR EYLEN tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 16 Mart 2011 01:18 |
İran’da Şah olacağına Türkiye’de General ol sözü her şeyi anlatıyor. 12 Mart’lar, 12 Eylül’ler, 70’li yıllar, 80’li yıllar bu sözün doğrulandığı yıllar değil mi? Bu yıllar arasında bu tarihlerin başlangıcında bizim generaller şah değil mi? Sultan değil mi? Padişah değil mi? Bugünün seçim yasaları, Siyasi Partiler Kanunu, yüzde on Seçim Barajı, YÖK gibi kurumlar generallerin bugüne armağanı değil mi? Geçmişe dair ardımızda bıraktığımız karanlık ve acı günler, bugüne hakim bütün egemenler bu generallerin günümüzdeki fotoğrafları değil mi? AKP bu yılların büyüttüğü bir parti değil mi?
Derin devlette, derin izleri olan dün adına Susurluk, bugün adına Ergenekon denilen Amerikancı yapı ile 30 yıldır bu ülke insanını öldüren PKK ve göbekten Amerika’ya bağlı dincilik generaller düzeninin çeteleri değil mi? Bugün ülkemizin politik geleceğini bu çeteler belirlemiyor mu? 12 Haziran 2011 seçimlerine giderken bu çeteler düzeni sürsün diye dayatma ve baskılar yapılmıyor mu? Sorular soruldukça tarih çıplaklığını getirip önümüze koyuyor. Bu çıplaklık karşısında iki yüzlülük, yalan, her türlü aldatmaca ne yazık ki gerçek gibi görünüp, toplumu uyuşturmaya yetiyor. Hesap sorması gerekenler gerçeğin peşinde koşacaklarına sanal alemdeki Ergenekon’un savunuculuğunu yapıyor. Böylece gerçek Ergenekon’un üstü kara bir şalla örtülü kalıyor. Bugün Ana Muhalefet Partisi olan CHP’ye ve onun lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ezilenler, sömürülenler, işkence görenler ve demokrasi adına görevler düşüyor. Fakat ne yazık ki CHP kendisini bu sanal alemdeki Ergenekon tartışmalarının dışında tutamıyor. Ergenekon batağına battıkça toplumsal desteğini yitiriyor. AKP bu sanal alemin tartışmasının içinde CHP’yi bir suçlu gibi gösterip toplumu aldatıyor. 12 Haziran seçimlerine aylar kala CHP’nin bu oyunu bozması için parti içindeki demokrasiyi milyonlarca üyesiyle paylaşarak özgürlükçü demokrat ve demokrasiden yana bir parti olduğunu kitlelere ve tabanına anlatması gerekiyor. 12 Eylülden bu yana partide yapılamayan ön seçim ya da parti üyelerinin seçeceği milletvekili adaylarıyla seçime girmesi hem kendi tabanına hemde topluma güven vermez mi? Bugün hiç de zor olmayan bu demokratik davranışın önündeki engelleri anlamak zor olmasa da toplumda Kemal Kılıçdaroğlu isminin bunu aşacağına ve başaracağına inanılıyor. Bu inanç hem AKP’den kurtuluş, hemde cumhuriyetin ve cumhuriyet kazanımlarının kurtuluşu olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun önünde duruyor. AKP’den yılan kitleler kurtuluş için CHP’den ve Sayın Kılıçdaroğlu’ndan bir ışık bekliyor. Generaller düzeninin ve 8 yıllık AKP iktidarının yıkılması için halkla el ele vermiş, halka inanmış, bu inancını halkla paylaşmış, halkçı ve devrimci CHP’ye ülkenin Kurtuluş Savaşında olduğu kadar çok ihtiyacı var. Mustafa Kemal Atatürk’ün Anti-Emperyalist inancı adına emperyalizme karşı direnen kitleler Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir ışık bekliyor. Bu ışığı ışık dünyası ve ışık insanları adına yakmanın vakti gelmedi mi? Aşur EYLEN
|