|
ŞAFAK YÜCA tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 16 Ekim 2011 15:11 |
Uyandığımda güneş çoktan doğmuş ve hatta en tepeye varmasına 2 saati kalmıştı. Yüzümü yıkadıktan sonra kahvemi alıp dışarı çıktım. Kapının merdivenlerine oturdum ve köpeklerim, kahvemi yudumlarken çıkardığım sese uyanıp kuyruklarını sallamaya başladılar.
Sımsıcak güneş yüzüme vuruyordu. Gözlerimi kapatıp yüzümü güneşe doğru kaldırdığımda gülmeye başladığımın farkına vardım. Gülüyordum ve güneş bunun farkındaydı. İşte o zaman Tanrı’yla konuştum. Şükrettim, bize güneşin yolculuğuna tanıklık edebilme olanağı verdiği için. Olanak diyorum; çünkü kapitalizm, güneşi ticari bir meta halinde insanlara satıyor. İnsanlar da gayet olağanmış gibi satın alıyorlar. Üstelik kendilerine avuntu sunarak bunu yapıyorlar: “Ucuz” diyorlar, “ İndirimli”, diyorlar. Kandırılıp, kanıyorlar. Kendi kendilerini kandırıyorlar. Tanrının bize sunduğu denizi kirletiyorlar iğrenç fabrikalarıyla. Tanrının bize sunduğu tertemiz oksijeni de kirletiyorlar. Sonra da “Temiz oksijen bulunur.”,” Uygun fiyatlarla denize girme şansı. “ diyerek yine herkese ait olan, bizim olan şeyleri ticari bir meta haline getiriyorlar. Yaşadığımız ülkenin, dünyanın sesini duyun sevgili dostlar; bize bir şeyler anlatıyor! Gebze’nin muhteşem, herkesin en az bir gün gelip, çay içmese bile, soluklandığı “İnönü Çamlık Parkı” inşaat tozu yutuyor her gün. İşçi eylemlerinden, parti mitinglerine, çeşitli gösterilerden, yardım çadırlarına kadar her şeyin orada yapıldığı Gebze Meydanı yıkıldı. Hemen meydanın karşısında bir inşaatın da olması sebebiyle en ufak bir rüzgârda bütün çamlık tozla yıkanıyor adeta. Herkes şikâyetçi olsa da… Kimse sesini çıkarmıyor. Çamlık parkının da yıkılacağı söyleniyor. Bu da bir doğa katliamıdır. Çam ağaçlarının ne kadar sürede büyüdüğünü sizler benden daha iyi bilirsiniz. Yaşadığımız ülke, dünya, bize çığlıklar atarak bağırıyor. Bağırarak söylüyor: “Asıl ütopyayı zaten yaşıyorsunuz. Tanrının verdiği her şey elinizde olmasına rağmen onları para karşılığında kullanıyorsunuz ve Tanrının verdiği her şeyi “hor” kullanıyorsunuz. Daha doğrusu kullanamıyorsunuz. Satıyor ve alıyorsunuz. Alıyor ve veriyorsunuz. Bunun günah olduğu kanısındayım.” Şafak YÜCA
|