Künye  
Anasayfa | Künye | Haber Ara | Tüm Yazarlar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | İLETİŞİM FORMU

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DENİZ GEZMİŞ ANILARINDAN GÜLDÜREN DİALOĞ

Deniz "ABD donanması Türkiye ye geldiği zaman kaçıralım" dedi. Ama!

Kategori  Kategori : KÜLTÜR-SANAT
Yorumlar  Yorum Sayısı :
Okunma  Okunma : 38
Tarih  Tarih : 08 Nisan 2010, 03:09

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DONANMAYI KAÇIRACAĞIZ AMA KİME  SATACAĞIZ...!
Turhan Feyizoğlu'nun "deniz-bir isyancının izleri" kitabından ...
Ayaş eski istanbul-ankara bir numaralı devlet karayolu üzerinde ankaraya bağlı ve 55 km uzakta küçük şirin bir kasabadır. Bu kasabanın tek katlı evlerinden birinde soğuk bir kış günü, bir anne ikinci oğlan çocuğunu dünyaya getirir. Deniz…
.. deniz annesini çok severdi. Eve hep erken giderdi. Belli bir saatte mutlaka evde olması gerekirdi yoksa babası çok kızıyordu.bu erken gitmeler ve baba korkusu arkadaşlarının diline iyice dolanmıştı ve deniz’i hep bunları dile getirerek kızdırırlardı.
Denizin baba korkusu ile ilgili olarak M. Lütfü Kıyıcı şöyle bir anısını dile getirmiştir;
“AİESEC olayı yüzünden bizler Sultanahmet ceza evindeydik. Görüş gününde babası Cemil Gezmiş gelmişti. Görüşler iki telli örgünün ardından yapılıyordu. Cemil Amca elini tokat atacak gibi bize kaldırıp vuracakmış gibi yaptı. Deniz kendini iki adım geri attı. Daha sonra biz “hop ne oluyor oğlum, biz de bilelim.. korkup ürktün mü !!” diye takıldık Deniz’e. Deniz de işi şakaya vurup “oğlum o Deniz Gezmiş’ in babası” demişti. Onun Cemil Amcadan nasıl korktuğunu hepimiz bilirdik .”
İlhan Selçuk Denizi şöyle tanımlıyor ; “ Deniz Gezmiş’i belki tanımazsınız.. uzun boylu dal gibi bir çocuk bu. Namuslu, devrimci, heyecanlı bir genç.. işgallere boykot hareketlerine katılmış, o çay senin o çay benim, o sinema senin bu sinema benim diye gezecek yerde, namussuz düzenin değişmesi için çırpınmış. Ve belki de hatalar da yapmış bu arada.. ama bataklık fırtınasının ortasında namussuzlukları bir türlü olağan sayamayan yüreğiyle çabalamış durmuş.”
Lise son sınıfta idi ki, İstanbuldaki devrimci hareketler içinde yer alıyordu. Aynı günlerde Haydarpaşa Lisesinde de üzerindeki baskı yoğunlaşmaya başladı. Kıbrısın ancak emperyalizmin güdümünden sıyrılmasıyla kurtulabileceğini ve bağımsız bir devlet olabileceğini savunan bir kompozisyon yazması üstüne Deniz Haydarpaşa Lisesinden uzaklaştırılmış oldu.
Cemil Gezmiş
“Deniz insanları öyle severdi ki bir arkadaşı vardı onun, Sivaslı galiba. Üniversite de bir yerde kalırmış, her gün 1 tane yoğurt alırmış-o zamanlar en ucuzu o olduğu için- yarısını öğleyin yermiş,ikinci yarısını akşam. Ve bir gün Deniz , sabah üniversiteye giderken, her zaman istediğinden daha fazla para istedi benden. Nedenini sormadım ama o anlattı, böyle böyle bir arkadaşım var diye. Anlatırken gözleri doldu. İnsanların ızdıraplarıyla, çileleriyle, ezilmişliğiyle çok ilgilenirdi. İşte bu ilgi, bu insanseverlik, bu yurt severlik en sonunda başına o bilindik işi getirdi.”
C. Gezmiş “ kendini düşünmeyen bir çocuktun. Kardeşlerine alınan bir giysi için kıskanmaz sevinirdin. Özgecil bir yaradılışın vardı. Paraya hiç kıymet vermezdin. Hatta yapmayı tasarladığım bir iş konusunda sofrada konuşurken, beni kınamış ve şöyle demiştin; “ baba hayatta paraya değer vermeyen bir insan olarak seni bilirdim””
“ bir gün evlerine gelen bir komşu kadın, Denizin çöplükte millete maaş dağıttığını söylemişti. Hemen evden çıkan anası baktı ki Deniz bir taşın üstünde çevresindekilere para dağıtıyor. Ayaklarına da anneannesinin ayakkabılarını giymiş. Sonradan anlaşıldı ki anneannesinin üç aydan üç aya aldığı emekli maaşını almış ve onun ayakkabılarını giyerek, mahallenin yoksullarına maaş dağıtmaya gitmiş.”
Deniz annesinin geldiğini görünce ürkmüş, fakat yaptığı şeyin yanlış olduğunu söyleyenlere hiçbir zaman inanmamıştı..
Hukuk fakültesinden arkadaşı Hikmet bozcalı 68 üniversite işgalleri sırasında tanık olduğu bir olayı şöyle anlatmıştır; “ Deniz işgal süresince üniversitedeydi. Zaman zaman birlikte üniversite içinde dolaşır nöbet tutardık. Merkez bahçede dolaşırken ağaçların altında sevgililer öpüşüyordu. Deniz “ biz can derdindeyiz, siz kalkmış burada ne yapıyorsunuz” diyerek öpüşen bir çiftin kafasını birbirine vurdu. Çok komik bir andı ..”
Denizin karşı cinse olan ilgisiyle ilgili bir olayı Filistin kamplarında Denizle birlikte eğitim gören Selahattin Okur şöyle anlatmıştır; “Filistin kamplarında avrupanın değişik yerlerinden gelmiş genç kız ve erkeklerde vardı. Bunlar zaman zaman eğitim kamplarına da katılırlardı. Eğitim yaparken bir kız bizi seyrediyordu. Deniz, bu kıza bakayım derken, İtalyan çukuruna düştü ve ayağını incitti. Bundan sonra da eğitime katılamadı zaten..”
Denizin 1970 yılı sonunda Odtü de kaçak olarak kaldığı dönem Şule Albayraktaroğlu adlı genç kızla olan arkadaşlığı ise yarı şaka yarı ciddi şöyledir:
Odtü de dileyen öğrencinin yararlanması için bir kitaplık kurulmuştur.kitaplığın yönetimini de o dönem Şule yapmaktadır. Dersten çıktıktan sonra kitaplığı açar ve belli bir saate kadar öğrencilere yardımcı olur. Deniz de kitaplıktan seçtiği bazı kitapları alarak uzaklaşmaya çalışırken Şule yolunu keser ve kütüphanenin kitaplarıyla çıkamayacağını söyler.bir süre devam eden tartışma sonunda Şulenin kararlı ve sorumluluk sahibi kişiliğinden çok hoşlanan Deniz kendini tanıtır. Kitapları alarak odasına gider. Arkadaşlarına; “yahu siz oraya kitaplık sorumlusu diye yırtıcı bir kaplan koymuşsunuz. Az daha parçalıyordu beni. Ama ona daha ne oyunlar oynayacağım görürsünüz siz” der..
Bir gün Yusuf ile Deniz birlikte kitaplığa iner.Şuleye yaklaşan Deniz “hanımefendi ikimizde sizi beğendik. Evlenmek istiyoruz acaba hangimizi beğeniyorsunuz?” der.Şulenin şaşkınlığından yararlanan Deniz oradan uzaklaşır. Durumu 1-1 yapmıştır. Ama tabiî ki bu ona yetmez
Birkaç gün sonra odtü arazisinde dolaşırken beyaz bir ata rastlar binip yurtların önüne gelir.kitaplığa bakan Şulenin kaldığı odanın penceresinin önüne gider ve bağırır; “hadi kıız.. bohcanı hazırla seni kaçırmaya geldim…” Şule pencereyi açıp bakınca, Deniz atı sürüp ordan uzaklaşır. Bu olayı yurtların önüne bulunan herkes kahkahalarla gülerek izler. Ama Deniz genç kızın içine bir kere atmıştır aşkın tatlı kıvılcımını.. durum mu ? 2-1..
Deniz politikaya nasıl ilgi duymaya başladığını şöyle anlatmıştır. “ sosyalizmi ilk defa ikinci çıkışı sırasında bu dergiyi takip ederken benimsedim.sonra bu alanda kendimi yetiştirmeye çalıştım. Lise birinci sınıftayken öğretmenimin okuttuğu ‘teneke’ kitabı ile yurt gerçekleriyle karşılaştım. Yine öğretmenimin ezilen halk kitleleri hakkında verdiği bilgi ile yoğruldum..”
Bozkurt Nuhoğlu
Deniz herkesle çok rahat iletişim kuran birisi idi.1968 de Sultanahmet’te yatıyoruz. Deniz yaralamadan soyguna kadar her türlü suçlar işlemiş lümpen birisiyle sürekli birlikte dolaşıyor. Bu benim dikkatimi çekti.
--ne yapıyorsun bu adamla?
-abi hiç karışma ben bunu örgütlüyorum.. dedi
Aradan bir süre geçti Denizin sıkı fıkı olduğu bu lümpen arkadaşı bana geldi. ‘abi seninle biraz konuşalım’ dedi.
--konuşalım.
-bu Deniz bana bir şeyler anlatıyor
-- ne gibi şeyler?
-ben şimdiye kadar hiç namuslu, dürüst, onurlu bir iş yapmadım. Deniz bana ciddi bir iş önerdi.
--neymiş o ?
-Deniz ‘abd donanması Türkiye ye geldiği zaman kaçıralım!’ dedi
-- peki aklına yattı mı?
-işi enine boyuna düşündüm. Aklıma yattı ama bir şeyi çözemedim. Denize sordum o da bana ‘defol git!’ dedi. Sana sorayım bi dedim..
-- nedir?
-gemiyi kaçırmak aklıma yattı. Tamam kaçırırız. Ama kime satacağız bunu??
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

KÜLTÜR-SANAT

En Çok Okunan Haberler

AKP ve REFERANDUM27 Ağustos 2010

Tüm Haber ve Resimlerin Telif Hakları Saklıdır. İzinsiz yada Kaynak Belirtmeden Kullanılamaz...
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi